web analytics

Loving Vincent


”Ben eserlerimle insanlara dokunmak istiyorum”

Boyaları, fırçaları ve tabloları dans ettiren ve konuşturan bir film.

Büyük bir ekibin, çok büyük bir emekle yaptığı, dünyanın ilk uzun metrajlı resim animasyonu özelliğini taşıyan bir şaheser.

On yılda, 125 ressamın çizdiği 65 bin kareden oluşan dünyanın en güzel, en etkileyici ve aynı zaman da en büyüleyici filmi de bence 🙂

Sinema tarihine damgasını vuracak ve kolay kolay da unutulmayacak. Çünkü resim tutkusu, sinema tutkusuyla birleşmiş ve çok güzel anlatılan bir hikayeyle harmanlanmış.

Bugüne kadar Vincent Van Dogh’un hayatıyla ilgili çok şey anlatıldı, uyduruldu; yazıldı, çizildi. Ama hiç bu kadar güzel anlatılmamıştı bence.

Ressamın, ”Ben eserlerimle konuşulmak istiyorum” sözüne saygı duyarak; yargılamadan, eleştirmeden, özel hayatıyla ilgili sadece gerekli ipuçları vererek, daha çok sanatı konuşturulmuş.

O kadar da güzel konuşturulmuş ki, film başlar başlamaz kendimi hikayenin içinde, daha doğrusu o muhteşem tabloların aralarında ağzım açık ve gülümseyerek dolaşırken buldum 🙂

Sıcacık, şiir gibi akan bir anlatım. Anlatımı destekleyen, kullanılan bütün görsellerin güzelliğini parlatan ve daha da çok sevdiren müzik 🙂 Büyülenmemek mümkün değil 🙂

Ben kendimi bir rüyanın, bir hayalinin içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Hem ruhuma, hem beynime, hem de yüreğime hitap etti ve inanılmaz mutlu etti. Filmin sonsuza kadar devam etmesini istedim 🙂

O yüzden filmde emeği geçen herkese ne kadar teşekkür etsek azdır. En çok da yönetmene tabii ki.

Bu kadar titiz çalıştığı için, konuya bu kadar nayif yaklaşıp, bu kadar güzel anlattığı için Hugh Welchman’a hayran olmamak imkansız zaten.

Sinema derslerinde enine boyuna incelenip, örnek alınması gereken bir film.

 

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twenty − five =

More From: SİNEMA

DON'T MISS