web analytics

Sophie’nin seçimi


0
1 share

Bu filmi bugüne kadar seyretmemiş olmam ne büyük bir kayıpmış ?

Ama bundan sonra dönüp dönüp, seyredeceğim filmler arasında yerini aldığı kesin ?

Konudan ziyade, Meryl Streep’in muhteşem oyunculuğuna; özellikle de gözlerini ve yüzünü kullanmaktaki ustalığını bir daha hayran kalmak için seyrettikçe seyredebilirim ?

Meryl Streep, 33 yaşındayken, 1982 yılında bu filmde oynamış ve bu rolüyle, “En iyi başrol kadın oyuncu” dalında Oscar kazanmış.

Bence hu çok önemli bir ayrıntı…

Teknolojik hilelerin çok az olduğu bir dönemde, işlenen konu sadece oyuncuların performansıyla seyircinin kalbini kazanması çok kıymetli ?

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Yahudi kamplarında kalan bir annenin çaresizliği; savaş sırasında ve sonrasında oluşan ruhsal etkilere ve değişimlere ışık tutan bu filmin hikayesi, 22 yaşındaki yazar adayı Stingo tarafından anlatılması da ayrı bir zenginlik katmış filme ?

Tutkulu, ama aynı zamanda fazlasıyla sorunlu ve travmatik bir aşk hikayesi çerçeveden anlatılan bu hikayede, soykırımın yaşattığı acıyı, çaresizliği daha iyi anlıyoruz ?

Bazen karar vermenin, seçim yapmanın ne kadar zor olduğunu yüreğimizin her hücresiyle hissediyoruz ?

Yalan söylemenin de bazen gerekli olduğunu da kabul etmek zorunda kalıyoruz. Maalesef…

Çünkü gerçekleri öğrenmek, bilmek, anlayabilmek işi kolaylaştırmıyor?

Sophie’ nin de dediği gibi, “Gerçek! Söylediğim bu kadar çok yalandan sonra, gerçeğin ne olduğumünu ben bile bilmiyorum…”

Ben olsaydım ne yapardım sorusunu kendimize sormadan, Sophie’nin seçimini değerlendiremeyiz bence…

Aynı soruyu tutkulu, ama hastalıklı aşkı anlamaya çalışırken de kendimize sormalıyız?

Bu aşkla ilgili söylenen sözlerden beni en çok etkileyen şu cümleler oldu…

“Adını koyamadığım bir hastalık kadar ihtiyacım var sana! Bir şarbon vakası kadar gereklisin bana! Sana ölüm kadar ihtiyacım var!” diyor Nathan.

Sophie ise, ” Ölüm için duramayacağımdan, o şefkatle benim için durdu…” diyor.

Bu sözlerin sayesinde neden Sophie’nin her şeye rağmen ve her şeyin sonunda  Nathan’la ölmeyi seçtiğini daha iyi anlıyoruz.

“Kaderin önümüze koyduklarını yaşarken, yaşamak zorunda kalırken seçme şansımız yoktu. Ama ölüm biçimimizi seçme şansımız var! Biz şimdi, birlikte ve mutlu ölmeyi seçiyoruz” diyen son sahnede gözyaşları içinde gülümsediğimi itiraf edebilirim ??

Onlara da bu yakışırdı, yapmaları gereken buydu diye düşünmeden edemedim.

Bugüne kadar hayatı, ölümü, aşkı ve savaşı kim çözebilmiş ki zaten ??

Seyretmediyseniz, mutlaka seyredin derim ?????

 

 

 


Like it? Share with your friends!

0
1 share
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × two =