web analytics

Ayhan Hanım


0

”Bahardı, Mayıstı, Bayramdı.

O gün kaybettim ben onları.

O gün kaybetti onlar…”

12 Eylül’ü anlatan çok fazla film yapıldı…

Bazılarını beğendik, bazılarını eleştirdik, ama hepsi öyle ya da böyle canımızı acıttı 🙁

Zaten o dönemi anlatan her kitap, her film  canımızı acıttı, acıtmaya da devam edecek 🙁

Bu filme gelince…

Ben hem çok beğendim, hem de bir iki sahnesini biraz zayıf buldum.

Ama canımı çok fazla acıttı 🙁 Nedenine gelince…

O dönem olup biten her şeyi bir kadın, bir eş, bir anne anlattığı için…

Ve o anne de Vahide Perçin olduğu için 🙂

Ses tonu, mimikleri ve özellikle de gözleri beni sanki içine çekti ve sonuna kadar hissettirerek ve fazlasıyla yaşatarak; anlatamadıklarını da anlamamı sağladı.

”Anneler vardı artık, çocukları sağcı olan. Anneler vardı artık, çocukları solcu olan. Ama dualar hep aynıydı: Rabbim, lütfen! Kıymasınlar onlara! Kıymasınlar birbirlerine!”

Müzik ve danslara gelince…

Onlar annenin anlattıklarını öyle güzel tamamlamış ki, yorum yapacak veya eklenecek bir kalmamış 🙂

Ayrıca çekimler sırasındaki kameranın dans etme biçimine de bayıldım 🙂

Yani annenin anlattıkları müzik ve dansla desteklenip, küçük kamera hareketleriyle tamamlanmış ve böylece anlatılmak istenilen her şey ve verilmek istenilen her mesaj konuyu dört dörtlük bir hale getirmiş.

Filmde benim canımı en çok acıtan cümle şu oldu:” Soframızda yarım kalmış bir devrim. İçimizde yarım kalmış bir bahar…”

O dönemi yaşamamış bir insan olarak, bu cümle benim canımı bu kadar acıttıysa, o dönemi yaşayanlar ve fazlasıyla bedel ödeyenlerin canının ne kadar acıttığını tahmin edebiliyorum 🙁

Levent Semerci ve Vahide Perçin’e sonsuz teşekkürler!

 


Bu Yazıyı Beğendiniz Mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twelve + 10 =