web analytics

The Last Statıon


0

”Bildiğim her şey, sevdiğim için biliyorum…” Lev Tolstoy

Ben sağlam bir Tolstoy hayranıyım 🙂

Hatta 40 yıl önce aşık olduğum ilk yazar olduğunu da itiraf edebilirim 🙂

O yüzden bu filmi seyretmeye karar vermem biraz uzun sürdü..

Ya hayal kırıklığına uğrarsam, ya benim sevdiğim yazarın imajını sarsacak şeyler varsa soruları beni engelleyip, durdu 🙁

Çünkü yıllardır saçma sapan şeyler yazıldı onun için. Hayatının sonuna doğru, hayat felsefesindeki değişiklikler farklı farklı yorumlandı ve saçma sapan şeyler uyduruldu.

O yüzden birazcık korkarak seyretmeye başladım.

Ama gördüm ki, filmde anlatılan Tolstoy’la benim sevdiğim Tolstoy aynı.

Güler yüzlü, tonton, hoşsohbet, insanlara fazlasıyla değer veren, çalışkan ve her şeyi, ama her şeyi büyük bir tutkuyla yapan adam 🙂

2009 yılında çekilen ve Alman yapımı olan bu film, Jay Parini’nin Leo Tolstoy hakkındaki, 1990 tarihli biyografik kitabından uyarlanmış.

Çok da güzel bir iş çıkarılmış 🙂

Hayatının sonbaharındaki Tolstoy’un beyninde ve yüreğinde yaşadığı dalgalanmaları; içinde ve dışında verdiği savaşları çok güzel anlatmışlar.

Kiliseyi ve özel mülkiyeti reddettikten sonra, pasif direnişi savunmaya başlaması ve doktrinini yaymak için son nefesine kadar didinmesi bütün yalınlığı ile verilmiş ve bunun uğruna ödemek zorunda kaldığı bedelleri…

Evet bedelleri, çünkü vasiyetini değiştirerek, sahip olduğu her şeyi ailesine değil, halka bırakması karısını fazlasıyla üzer.

Büyük, sonsuz aşkı, ona 13 çocuk veren 48 yıllık karısı Sofya…

”Ben senin hayatının eseriyim. Sen de benim eserimsin…” diyen karısı.

İhanete uğradığını düşünen, yaralı bir kadın 🙁

Tolstoy o büyük ve eşsiz eserlerini yazarken, el yazısını ve aldığı notları çözüp, kopyalarını da çıkaran bir kadın üstelik.

”Savaş ve barış”n kopyasını tam 6 kez çıkardığını ve yazılırken, tavsiyelerde bulunup, katkıda bulunduğunu gururla söyleyen kadın…

Tolstoy ve karısı- birbirini büyük bir aşka seven, ama çok büyük kavgalar da eden, hatta birbirine zarar da verebilen, çılgın aşıklardır.

O yüzden Tolstoy, rahat ve huzurlu bir şekilde son nefesini verebilmek için karısından ve evinden kaçar.

Ama yine de son nefesini vermeden önce onu görmek ister 🙂

Filmin en güzel sahnesi de bu zaten…

Bütün engellemelere rağmen Sofya’nın kocasının yanına gelip, özür dilemesi ve vedalaşması…

Filmin oyuncuları özenle seçilmiş 🙂

Kendi adıma Tolstoy’u canlandıran Chistopher Plımmer’e teşekkür etmek isterdim.

Tolstoy’a olan sevgimin ve hayranlığımın daha da artmasına sebep olduğu için 🙂

Bir de Sofya’yı canlandıran Helen Mirren’e telekkür etmek isterdim.

O sonsuz aşkın her halini bize bu kadar güzel yansıttığı için 🙂

Filmin müzikleri, en az oyunculuklar kadar muhteşem!

Kısacası süper bir fil olmuş!

Mutlaka, ama mutlaka seyredin derim 🙂

 


Bu Yazıyı Beğendiniz Mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three − 2 =