Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – Gary Small


1

”İnsanlar genelde hastalıklarının ‘kafalarının içinde’ olduğunu duymak istemezler ve zihnin bedene etki ettiği fikrine teslim olmaktansa, hastalığa olmadık, acayip birtakım nedenler atamayı tercih ederler…”

Bir psikiyatristin tedavi ettiği hastalarının hikayelerinden yola çıkarak, yazdığı bir kitap. Yani gerçek hastalar, gerçek hikayeler 🙂

İnsan oturup kurgulasa, bu kadar ilginç, bu kadar düşündürücü, bazen de sarsıcı hikayeler uyduramaz.

Ben çocukluğumdan beri bütün insanların zihinlerinde olup bitenleri ve davranışlarının arkasındaki nedenleri merak etmişimdir. Hemşirelik eğitimim sırasında da Psikiyatri en sevdiğim dersler arasında en öndeydi zaten 🙂

Yıllardır meslek hayatımda olsun, normal ve özel hayatımda olsun, hasta olan olmayan birçok değişik, garip ve sıra dışı insan manzaraları biriktirmeyi de seviyorum. O biriktirdiklerimden yola çıkarak da yazmaya çalışıyorum 🙂

O yüzden bu kitap bana düşünmek, araştırmak ve gözlemlemek için çok fazla ipucu verdi.

Mesela bugüne kadar ”kitle histerisi” konusunda pek fazla bir şey okumadığımı fark ettim. Çok nadir rastlansa da, bu tarz salgınların Ortaçağ’ da bile örnekleri varmış.

Aynı şekilde ”Psödosiyezi” -yani yalancı gebelik.

Son derece ender rastlanan, ama Antik Çağ’da bile belgelenmiş vakalar varmış. Hipokrat mesela 12 vaka kaydetmiş. 16 yüzyılda ise İngiltere kraliçesi Mary’nin başına birkaç defa gelmiş.

Zihnin bedeni bir şeye inandırma konusunda ne kadar da gülü olduğunu gösteren vakalar.

”Delicesine endişeli” hikayesini okurken, nasıl olur da bugüne kadar, Munchausen Sendromu” nu konu alan bir öykü yazmamışım diye düşündüm. Çünkü bu tarz insanlar çevremde var 🙂

Sonra ”Bipolar affektif bozukluk” diye bilinen klasik manik depresyonla boğuşan bir kişinin de öyküsünü yazmamışım. Oysa bu konuda fazlasıyla gözlemim var 🙂

Psikiyatri bir yazar ve yazar adayı için bir bilgi bankasıdır aslında. Ama nedense hepimiz bir parça Psikiyatriden korkuyoruz ve önyargılı yaklaşıyoruz.

”Sessizliğin tedavisi” öyküsünde yazarın da dediği gibi, ”Pek çok doktorun ve halktan insanların psikiyatriye karşı önyargının ardında korku yatar. Kendi zihinsel çatışmalarının inkarı içinde olan insanlar kimi zaman gizli psikolojik sorunlarının fark edilmesini önlemek için psikiyatristlerden kaçınır veya onlara saldırırlar…”

Galiba yapmamız gereken ilk önce kendi zihinlerimizde olup bitenleri anlamaya çalışmak ve gördüklerimizle yüzleşmek 🙂

Okumadıysanız, mutlaka okuyun derim.


Like it? Share with your friends!

1
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir