web analytics

Cıs – Hakan Sarıpolat


0
3 shares

”İnsan bazen göremediği bir şeyi de izlemek istiyor. Boşluğu. Aslında boş olmadığını bildiği… İşte en korkuncu da bu…

Hakan Sarıpolat’ı ben Twitter’de keşfettim. Okuduğu kitaplarla ilgili yaptığı yorumlar dikkatimi çekti. Objektif ve eleştirel yaklaşımını ve öyküye olan tutkusunu sevdim. Sonra da bu tutkunun ilk eseri olan ”Cıs” kitabı bir çekilişin sonucunda ”beni oku” diye karşıma dikildi 🙂

Kitabı elime aldım, ”şöyle bir bakayım” derken okumaya başladım ve bitirmeden bırakamadım.

Su gibi akan, yer yer masalımsı, yer yer şiirsel bir dil kullanılmış. Öykülerin sonu okuyucuya bırakılmış, ki bu benim en sevdiğim şeydir 🙂 Öykünün bir parçası olmak ve öyküyü yaşamak için davettir bu bana göre ve yaratıcı yazar- yaratıcı okur ilişkisinin kurulmasının da en güzel yoludur.

Kitaptaki sekiz öykünün her biri beni farklı diyarlara götürdü, farklı şeyler düşündürttü ve hissettirdi…

En çok ”Zincir”, ”Kelebekler” ve ”Evde unutulan bir çift göz” öykülerini sevdim.

”Kelebekler”deki şu cümleler beni köşeye sıkıştırıp, nefesimi daralttı: ”Kısık nefesler alarak uyuyan babamı izledim. Yaşlı ağaçlara benziyordu. Gecenin karanlığında sessizce salınan, istese de ölemeyen ağaçlara. Yaşamak için bir sebebi kalmamıştı. Bedenini terk etmeye çalışıyor ama bunu başaramıyordu sanki…”

Sözcüklere dökülememiş sevgiyi iliklerime kadar hissettim 🙁

”Evde unutulmuş bir çift göz” öykünün kurgusunu çok yaratıcı buldum, satır aralarındaki mizah dozu çok güzel ayarlanmış.

”Zincir” öyküsünü okumaya başladığımda ilk önce ”hödük”, ”lavuk”, ”piç”, ”hırbolar”, ”puşt”… gibi kelimelere takıldım. Bu benim çocukluğumdan beri otomatik olarak yaptığım bir şeydir.

Doğduğum ülkeden dolayı damarlarımda akan kanın yarısından çoğu Rus edebiyatı ile beslendiği için bazı kelimeler kulağımı tırmalar ve onları edebiyatın bir parçası olarak kabul etmekte zorlanırım.

Belki de bir okur olarak bu da benim kusurumdur 🙂

Yani o kelimelere ve ”Şerefsizim içimiz paralandı” benzeri cümlelere ilk başta takılsam da, öykü çok çabuk beni içine çekti. Çocukluk evimin kuşlarını hatırlattı, çokça hüzünlendirdi, yer yer gözyaşları içinde gülümsetti.

Gülbahar’ın bu sessiz feryadı bir süre kulaklarımda yankılanacak gibi: ”Yüreği sızladı. Bir canını daha verdi o saniye. Kaç canı kalmıştı geriye? Kaç kez daha ölecekti bu mahallede? Bu korkuyla kaç sene daha yaşayacaktı? Hiçbir soruya cevap bulamadı...”

Sevdim. Hakan Sarıpolat’ın ”Cıs” kitabını çok sevdim. Yolu açık, okuru bol olsun!


Like it? Share with your friends!

0
3 shares
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − six =