web analytics

Giden bir kedinin ardından- Ferit Edgü


-1
1 Paylaşım, -1 Beğeni

”Geleceğini biliyordum. Er geç. Ama mutlaka. Bekliyordum. Beklemeden bekliyordum. Belli etmeden. Kendime bile belli etmeden”

Ben ne zaman kelimeler arasında ya da hayattaki olaylar ve gerçekler arasında kaybolmaya başladığımı hissetsem, hemen bir Ferit Edgü kitabına sığınırım. Çünkü ondan okuduğum her şey yüreğimi sakinleştirip, ruhumu mutlu ediyor 🙂

Umutlarım çoğalıyor ve olumsuzluklardan silkelenip, kendimle ve beynimin içindeki kelimelerle barışıyorum.

Onun birçok öyküsünü sıkılmadan defalarca okuyabilirim. Hem de ilk defa okuyormuşum gibi şaşırarak, duraklayarak, her kelimeyi hissederek; sadece kelimelerin değil bütün harflerin ritimlerini sonuna kadar hissederek…

Yani Ferit Edgü benim ruh doktorum ve yazdığı her şey bana ilaç gibi geliyor 🙂

Bu kitapta en çok ”Penceredeki kadın”, ”Giden bir kedinin ardından” ve ”Ölüler” öykülerini sevdim.

Beni en çok düşündüren ise ”Kitapsız kitaplıkta konuşma” öyküsündeki şu satırlar oldu,

”Sizce yakılacak kitap var mıdır?

Yoktur. Bir kitabı yakmak için onu okumuş olmak gerekir. İnsan okuduğu bir kitabı yakamaz. Çünkü ondan ufacık da olsa bir şey öğrenmiştir”.

Bu konuda yazmak istediğim o kadar çok şey vardır ki, ama şimdi sırası değil 🙁

Ölüm konusuna fazlasıyla yer verilmiş bu kitapta. ”Haberci yarın geldi” öyküsündeki şu satırları okurken bir garip oldum, ”Geleceğini, mutlaka geleceğini, ister istemez geleceğini, kaçınılmaz olarak geleceğini bildiğim halde, bir şaşkınlık geçirdim. Hatta korktum…”

Sanki son nefesimi vermeden önce böyle düşünecekmişim hissine kapıldım.

Ölümle kucaklaşırken neler hissedip, neler düşüneceğimi bilemem, ama eminim ki hayatımın sonuna kadar Ferit Edgü’nün yazılarını okumaktan mutlu olacağım 🙂


Bu Yazıyı Beğendiniz Mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

-1
1 Paylaşım, -1 Beğeni

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × one =