web analytics

Sivrisinek terörü


0

Dr. Sevda Sarıkaya’nın ”Beynin gizemleri çözülürken” kitabındaki ”Yeni bir sivrisinek türü” yazısını okurken, ”Oh be sivrisineklerden korkmam konusunda haklıymışım” diyerek bu yazıyı yazmaya karar verdim 🙂

”Yapılan çalışmalar sivrisinekleri, insanlık tarihindeki ölümlerin neredeyse yarısından sorumlu tutmaktadır, çünkü sivrisinekler sadece insanlardan kan emmekle kalmaz, çeşitli hastalıklardan sorumlu mikropları da taşırlar. Batı Nil virüsü, ensefalit (beyin iltihabı) yapabilen oldukça tehlikeli bir virüs ve sivrisinekler tarafından taşınıyor” diyor Dr. Sevda Sarıkaya.

”Tamam canım, her sivrisinek ısırığı ensefalite sebep olamaz her halde” diyebilecek akrabalarımın ve arkadaşlarımın gülümsemeye başladıklarını tahmin edebiliyorum. Onlar zaten çocukluğumdan beri sivrisineklere takıntılı olduğumu düşünür ve zaman zaman benimle dalga geçerler 🙂

Ben de bazen bunu mizah konusu yaparım, ama gerçek şu ki kendimi bildim bileli sivrisinekler hep benim göz kapaklarımı hedef alırlar 🙁

Bunu her fırsatta yaparlar, ama özellikle de benim için çok önemli günlerde yapıp, zor durumda bırakırlar. Nasıl mı?

Mesela ilkokula başladığım gün, üniversiteye başladığım gün, iş hayatına atıldığım gün, hayati veya önemli bir görüşmeye gideceğim gün beni ısırlar ve ben insanların karşısına davul gibi şişmiş bir gözle çıkarım. Her seferinde bu şişliğin bir sivri sineğin eseri olduğunu anlatmaya çalışırken insanlar pis pis sırıtmaya başlar, ama bir süre sonra şişlik azalmaya başlayıp, kendiliğinden kaybolunca, ”Aa haklıymış” derler gülmeye devam ederek 🙂

Otuz kırk kıl kadar süren bu işkenceden sonra sivrisinekler göz kapaklarımdan sıkılıp, vücudumun başka bölgelerine saldırdılar…

Üç yıl öne İtalya’ya gitmiş, bir hafta kadar Milano’da kalmıştık. Doğanın dengesini korumak adına hiçbir ilaçlama yapılmayan bu medeni ülkenin, en medeni şehrindeki sivrisinekleri çok daha saldırgan ve daha terbiyesiz çıktı. Beş kişilik grubumuzda hedef yine sadece bendim:(

İlk başta kollarımı, bacaklarımı ve perine bölgemi sonu gelmeyen, çıldırtıcı bir kaşıntı sardı. Bir iki saat sonra her tarafım davul gibi şişti, ertesi gün ise şişmiş olan bölgeler morardı. Alerjik bir bünyeye sahip olan ben ilk başta pek umursamadım, ama nefesim de etkilenmeye başlayınca büyük bir panik yaşadım. Doktora gitme şansım olmadığı için kendi kendimi iyileştirmek için bildiğim ve duydum her şeyi yaptım. İki gün sonra ödemler azalmaya başladı, ama cildimin toparlanması uzun sürdü. Sanırım ömrümün sonuna kadar Milano denildiği zaman, aklıma hep o vahşi sivrisinekler gelecek 🙂

Bir yıl önce ise halis muhlis İstanbul sivri sineği gelip, sol göğüsümün alt tarafına zehrini bıraktı ve bir gece içinde orada küçük bir kist oluştu.

Meme kanserinden annesini kaybeden bir kadın olarak nasıl paniklediğimi tahmin edebilirsiniz. Neyse ki enfeksiyon kaynaklı olduğu tespit edildi ve bir ay kadar antibiyotik tedavisi gördüm. Ama beni tedavi eden doktor bile buna bir sivri sineğinin sebep olduğunu kabul etmekte zorluk çekti 🙁

Dönelim Dr. Sevda Sarıkaya’nın yazısına. O da benzer bir şey yaşayınca, sivrisineklerle ilgili küçük çaplı bir araştırma yapmış ve birkaç yıldır benzer şikayetlerle hastaneye başvuran hasta sayısının arttığını öğrenmiş. Bir veteriner hekim arkadaşı ona durumu açıklayan bir yazı göndermiş. O yazıyı olduğu gibi paylaşıyorum. Okuyun, bili ve dikkat edin diye 🙂

”Bizim bulunduğumuz coğrafya özellikleri gereği yıllarca tanımış olduğumuz Anofel cinsi sivrisineklere ev sahipliği yapmıştır ve bölge insanı bu türe karşı aşırı duyarlılığını zamanla yitirmiştir. Ancak değişen iklim şartları, küresel ısınma, yazın şiddetli düzensiz yağışlar, yüksek sıcaklık ve nemle birlikte bölgemiz yine başka bir sivrisinek türü olan ‘Aedes’in üreme ve yayılması için uygun bir alan oluşturmuştur. Aedes sivrisineği birkaç yıl önce Kafkaslar bölgesinden yurdumuza giriş yapmış olup, batıya doğru yayılmıştır. İzmit bölgesinde ilk geçen yıl kendisine rastlanmış olup muhtemel şikayetler seneye Trakya bölgesinde de artacaktır. Aedes ile Anofel arasındaki farklara değenecek olursak; Aedes Güney Amerika’da yaygın olan Zika virüsünün vektörüdür, ancak bölgemizden alınan sinek örneklerinde zikaya rastlanmamıştır. Anofel sıtmayı taşıyabildiği gibi Aedes de zikayı taşıyabilmektedir. Aedes Anofelden farklı olarak uçuş sesi yapmaz ve yaklaştığında klasik sivrisinek sesini duymazsınız. Anofel genelde gece beslenir. Aedes neredeyse günün her saati avcıdır. Bölge insanının bu sineğin ağız salyasına bağışıklık bilinci olmadığı için vücut aşırı kabartılı ve kaşıntılı tepki vermektedir…”


Bu Yazıyı Beğendiniz Mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 + 4 =