Fugu Balığı cinayetleri


0

Fugu balığını birkaç sene önce okuduğum bir öykü sayesinde keşfetmiştim.

Kazuo Ishiguro’nun, ”Bir aile yemeği” öyküsünden çok etkilenmiştim, ama balıktan ziyade aile içindeki ilişkilere kafa yormuştum. Bugün öyküyü tekrar okuyunca, Fugu balığına takılıp kaldım…

İnternette araştırma yapmaya niyetlendiğimde, karşıma çıkan başlıklar hayal gücümü harekete geçirdi. ”Japonların ölümcül lezzeti”. ”Lezzetli bir Rus Ruleti”…

Sadece bu başlıklar bile birkaç saniye içinde bir sürü cinayet ve intihar senaryoları yazmaya başlamama sebep oldu 🙂

Neticede dünyanın en pahalı, en lezzetli ve en zehirli balığı söz konusuydu. Ayrıca bu balığa yakışan senaryoların kahramanları da ilginç ve tehlikeli olmalıydı.

Ama şimdilik senaryoları bir tarafa bırakıp, Fugu balığı ile ilgili bana ilginç gelen bazı bilgileri paylaşayım…

Japonca’da Fugu sözcüğü, Fuku sözcüğünden türetilmiş. Anlamı da mutluluk. Zehirli mutluluk desek daha doğru olur bence 🙂

Bizde Balon balığı diye adlandırılan Fugu balığın 100’ün üzerinde türü varmış. Pasifik okyanusunda, özellikle de Japon denizinde avlanıyormuş.

Bu balığın temizlenmesi ayrı bir yetenek ve büyük bir dikkat gerektiriyormuş. Çünkü en küçük bir hata, zehrin yayılmasına sebep oluyormuş. Zehir balığın ciğerinde, derisinde, gözlerinde ve iç organlarında bulunuyormuş. Bir gram Fugu zehri 500 kişiyi öldürebilecek etkiye sahipmiş. Zehirlenme dudak ve dilde uyuşma ile başlarmış, sonra da nefesi etkileyip, ölüme sebep oluyormuş. Ve maalesef bu zehrin şimdilik bilinen bir panzehiri yokmuş (:

İşte bütün bu bilgiler beni dehşete düşürdü. Çünkü iyi temizlenip, temizlenmediğini ancak balığı yedikten sonra emin olabiliyormuş insan. İyi temizlenmişse dünyanın en lezzetli balığını yediği için insan mutlu oluyor, ama iyi temizlenmemişse ölüyor.

”Bunları bile bile o balığı yemek için niye ısrar edilir ki?” diye düşünmeden edemedim. Gerçekten Rus ruleti oynamak gibi bir şey (:

Senaryolarıma dönecek olursam…

Canı acıdığında, istediği bir şey olmadığında veya aldatıldığında intikam uğruna her şeyi yapabilecek bir kadın aklıma geldi. Bir Türk kadını olarak Japonya’da yaşasaydı, bir sinir krizi veya nefret patlaması sırasında bu balıkla yemek ziyafeti verip, gülümseyerek kurbanını seyrederdi. Sonra ne yaptığını farkına varınca da kafayı yerdi.

İkinci senaryoyu, ”Ya benimsin ya toprağın” felsefesini benimseyen bir Türk erkeği etrafında dönsün. Silahla, bıçakla, satırla uğraşmak ve ellerini kana bulamak yerine bir Fugu balığı pişirip, rakı ve arabesk müziği eşliğinde amacına ulaşırdı. Son sahnede ise kendine ayırmış olduğu balığı yedikten sonra, kavuşamadığı sevgilisinin yanına uzanıp ölümle kucaklaşırdı.

Bir sonraki senaryo ise Rus ruleti başlığına yakışır bir şey olsun. Hatta KGB yöntemi kıvamında bir uyarlama olsun. Komünist partisi emriyle bir vekil veya gazeteci ortadan kaldırılmak için yemeğe davet edilir. Vodka, Fugu balığı ve sevilen müzik eşliğinde operasyon kibar bir şekilde yapılır. İşin en kolay kısmı da cesedin veya cesetlerin ortadan kaldırılmasıdır…

Hayal gücü böyle bir şey işte. Kısa sürede her türlü senaryo yazdırabilir insana. Ama ben en iyisi burada noktayı koyayım. Çünkü seri katillere sıra gelebilir 🙂


Like it? Share with your friends!

0
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir