Yağmur manzaraları


1

Bugün ağır, kasvetli bir hava var. Gri bir mutsuzluk sergiliyor penceremdeki manzara 🙁

Erkenden kalmış olmama rağmen, canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Sebepsiz bir isteksizlik, sıkıntı ve mutsuzluk. Türk kahvesi bile mutlu etmedi 🙁

Yine elimi ruh arkadaşımın kitabına uzatıyorum. Kendimi bulmak ya da kaybetmek istediğimde, sığındığım bir kitap. Bazen Pesoa bu kitabı benim için yazdı diye kendimi kandırırım. Ama kimseye söylemem. Çünkü gizlidir bizin ruh arkadaşlığımız 🙂 Yaralı ruhlar birbirini daha iyi anlar. Diğerleri sadece yargılar.

Bugün rastgele bir sayfa açmak yerine, önceden işaretlediğim bir sayfayı açıyorum. 600-700 sayfalık kitapta, 20-30 işaretin arasında seçtiğim sayfada ”Yağmur manzarası” çıkmaz mı 🙂

Böyle olunca da paylaşmak istedim:

”Her yağmur damlasıyla doğada ağlayan, ıskalanmış hayatımdır. Günün hüznünü boş yere toprağa akıtan damla damla, sağanak sağanak yağmurda bendeki belirsizlikten bir şeyler var.

Yağmur dinmek bilmiyor. Sesi ruhumu sırılsıklam etti. Ne biçim bir yağmur bu… Sandalyem yağmur duygusuyla  sulanıyor, sıvılaşıyor.

Sıkıntılı bir soğuk, buz kesmiş elleriyle zavallı yüreğimi sarıyor. Kurşunu saatler uzadıkça uzuyor, zamanın içinde bitimsizleşiyor; saniyeler geçmek bilmiyor.

Yağmur upuzun, ölgün şikayetini camlara çarpıyor. Soğuk bir el boğazımı sıkıyor, hayatı solumamı engelliyor.

İçimde bir şeyler ölüyor- hatta düş kurabildiğime olan güvenime bile! Ne yaparsam yapayım, fiziksel olarak kendimi iyi hissedemiyorum. Gönlümün kaydığı bütün dinginliklerin, ruhumu parçalayan sivri köşeleri var. Bakışlarımı kenetlediğim bütün bakışlar zifiri karanlık çıktı, günün zayıflamış ışığının izi vardı bunlarda, acısız ölmek için biçilmiş kaftandılar”.

Ruhuma tokat gibi gelen bu sözlerden sonra benim yapabileceğim tek bir şey kaldı galiba. Çıkıp, yürümek. Ya da  sinemaya gitmek.


Like it? Share with your friends!

1
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir