web analytics

Ölü erkek kuşlar – İnci Aral


0
2 Paylaşım

”Kimim ben? Hala bir geleceğe sahip miyim? Bana söylenmiş son güzel sözcükler hangileri? Kimdim daha önce?”

İnci Aral’ın en zor ve en yavaş okuduğum romanı 🙁

Kendini bulmaya çalışırken, tekrar tekrar kendini kaybeden hırçın bir kadının hikayesi…

Suna. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybedince, akrabaları tarafından baskıyla yetiştirilen ve daha çocukken mutsuzluğa mahküm edilen bir kadın. O yüzden de ne Adam’la olan ilk evliliğinde, ne de ikinci evliliğinde yalnızlık içinde çırpınmaktan kendini kurtaramıyor.

Kendi ayakları üzerinde durup, üretip yaratmaya çalışırken; toplum, aile, evlilik, sevgi, bağlılık, cinsellik, iletişimsizlik kavramları arasında savrulurken, kendini bir aşk üçgeni içinde bulması onu daha da mutsuz ediyor.

Suna- Ayhan- Onur

Bir kadın aynı anda iki erkeği sevebilir mi? Birisiyle birlikteyken diğerini unutup, paylaşılanların tadını sonuna kadar çıkarabilir mi? Darbe yıllarında kurallarla, yasaklarla ve en önemlisi de ön yargılarla dolu bir toplumda özgür olmak isteyen bir kadın, kişiliğinin paramparça olmasından kurtulabilir mi?

Peki ya bir erkek, karısının başka bir erkeğe (üstelik arkadaşına) aşık olduğunu bile bile onu sevmeye devam edebilir mi?

Kuşkularla, hırcınlıklarla, yalanlarla nereye kadar gidilir? Neler kırılıp, dökülür?

İnci Aral bu romanında bizi bütün bu soruların cevabını bulmaya davet ediyor. Yer yer iç karartıcı olmakla birlikte, samimi bir dille iki erkeğin ve bir kadının dünyasındaki  en karanlık köşelerinde sakladıklarını görmemizi sağlıyor.

Empati yapıp, onları anlamaya çalışmak da işin en zor kısmı. Çünkü düşündükçe tıkanıyor insan ve işin içinden çıkamıyor. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu bulamıyor 🙁

O yüzden de ”Olü erkek kuşlar” benim için çok zor ve yavaş okunan roman oldu. Neredeyse iki ayda bitirdim 🙁 Ama iyi ki okudum. Hiç aklıma gelmeyen şeyler üzerinde düşünme fırsatım oldu 🙂

Yazımı, romanda beni en çok etkileyen şu iki cümleyle noktalamak istiyorum: ”Zaman tozdur çünkü, kirdir, nemdir, eskimişliktir, yenilgidir. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım koruyamayız kendimizi ve nesneleri ondan. Boşuna o toz bezleri, paspaslar, cilalar, saç boyaları, kozmetikler”.

Okuyun derim 🙂

 

 


Bu Yazıyı Beğendiniz Mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0
2 Paylaşım

0 Yorum Mevcut

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixteen − eleven =